Doğru Kişi

İnsanları birbirine kavuşturan şey çoğu zaman "tesadüfler"dir. Tesadüfler, hiç beklemediğiniz, hatta umut dahi etmediğiniz bir anda karşınıza çıkar. Hayatın doğal akışında, planlamadığınız, hesap etmediğiniz o anlarda, biriyle yollarınızın kesişmesi… İşte tam da bu, hayatın en güzel sürprizlerinden biridir. 

Doğru insan aranmaz, bulunur. Ancak "bulmak" çoğu zaman sadece beklemekle olmaz; harekete geçmek gerekir. Kimi zaman bir karar, bir adım, bir yolculuk ya da bir sohbet, sizi bambaşka insanlarla tanıştırabilir. Fakat çoğu zaman "bulmak" kavramı bile yanıltıcıdır. Çünkü çoğunlukla, aslında zihninizde çoktan bir "doğru kişi" profili oluşturmuşsunuzdur. O kişi nasıl olmalı, nasıl görünmeli, nasıl davranmalı… Tüm bu sorulara bilinçli ya da bilinçsizce verdiğiniz cevaplar, zihninizde bir karakter yaratır. 

Zihninizdeki "doğru kişi" aslında sizin beklentilerinizin, arzularınızın ve ideallerinizin bir yansımasıdır. Ve bu kişi çoğu zaman bir prototip gibidir. Örneğin; sarı saçlı, beyaz tenli, kısa boylu, fındık burunlu ve nazik birini hayal ediyorsanız, ister istemez karşınıza çıkan insanları bu kriterlerle değerlendirirsiniz. Zihninizde yarattığınız bu figür, gerçek hayatta birini "bulduğunuzda" değil, zaten çoktan kafanızda kurduğunuzda var olmuştur. Gerçek hayattaki çabanız ise, bu hayali figüre uyan birini keşfetmektir. Bu da çoğu zaman bir “arama” sürecidir ve ister istemez seçici bir gözle bakmanıza neden olur. 

Oysa tesadüflerde böyle bir beklenti yoktur. Tesadüfen gelen insan, herhangi bir kriteri karşılamak zorunda değildir. Onun gelişi plansızdır, şekli ve zamanı bilinmezdir. Belki hiç ilginizi çekmeyen biri, hiç hayal etmediğiniz şekilde hayatınıza girer ve yavaş yavaş dünyanızı değiştirir. Bu geliş, bir karşılaşmanın sıradanlığında saklıdır; belki bir kitapçıda, bir otobüste, bir kütüphanede ya da bir sokak köşesinde. 

Tesadüfen gelen insan, beklentilerinizi değil, hislerinizi harekete geçirir. O insanı bir kalıba sokmazsınız; çünkü zaten sokmayı düşünmemişsinizdir. Kafanızda bir ölçüt yoktur. Bu yüzden tesadüfler daha çok "olur gibi olan" değil, gerçekten olan şeylerdir. Çünkü beklentilerle değil, samimiyetle yaşanır. 

Ve belki de en çok bu yüzden, hayatın en unutulmaz hikâyeleri tesadüflerle başlar. Planlanmamış, hesap edilmemiş, sadece yaşanmış olanlarla…